Canon DSLR Makinalarda Çekim Modları

DSLR Makinalarda çekim Modları :
Modern bir DSLR veya dijital kamera sahibi iseniz, bu makinaların özelliği, üzerinde birçok pozlama modlarının olmasıdır:
Bu modlar, marka ve modellerine göre kamera üzerinde farklı isimler, kod ve şekillerde yer alabilir. [Bkz. Mesela aşağıda örnekler; solda Canon 5D Mark III (Seçimi mekanik olarak doğrudan görünen soldaki halkadan yaparsınız), Ortada Nikon D300S (Seçimi sağ taraftaki dijital ekranda görerek, Mod tuşuna basıp ilgili tekerleği çevirerek yaparsınız), Sağda ise, özellikle çeştili compact makinalarda farklı şekillerde rastlayabileceğiniz farklı bir örnek.]
Eğer fotoğraf makinası çekimine yeni başlayan birisiyseniz, işe bu mod’lardan başlayabilirsiniz.
Ve bunlardan Automatic (A+ Otomatik) mod, yeni başlayanlar için çoğu manual kontrola izin vermeksizin, sadece çekeceğiniz nesneyi kadraja alıp bastığınızda sizin yerinize gerekli default ayarları kendi yapıp çeken bir moddur. Özel bir amacınız yoksa, zahmetsiz kareler çekmenize yarar; Sanki biraz da şöförsüz, otomatik otomobil gibidir.
Yani adresi verirsiniz, sizi kazasız belasız, adresinize bırakır.
Ancak…
İnsan, meraklıysa niye arabanın daha iyi marka ve modelini ister? Direksiyonda kendi olup, gaza kendi basmak ve o arabayı kullanmaktan daha fazla zevk almak çin.
Böyle bir benzetmeyle yola çıkarsak, bir fotoğrafseverin (D)SLR makine almak için iki temel nedeni dillendirilebilir:
1. Farklı amaçlarla kullanılabilecek değiştirilebilir lensler, ve;
2. Kameranın tüm ayarları üzerinde tam hakimiyet.
Böylece, “diyaframı”, “perde hızını” ve “ISO’yu” değiştirmekle ve bunların fotoğraflarınıza vereceği etkiyi test edip, görüp, anlayarak, fark etmeye başlayacaksınız ki, heyecanınız bir yandan arttığı gibi;
Böyle böyle, ilerledikçe, artık sadece “fotoğraf çekiyor” olmakla kalmayacak, “fotoğraf yaratıyor” olacaksınız.
Devam edersek -Haydi Canon üzerinden gidelim-;
P (Program) Modu; Yarı otomatik bir mod gibi düşünün; çekeceğiniz karenin ışık vs. durumunua göre , ayarladığınız iso’ya göre; sizin verdiğiniz diyafram açıklığına göre perde hızını veya perde hızına göre diyafram açıklığını ayarlar. Eh, A+’ya göre, fena bir işlevi de yoktur aslında. Zira bu modda, kendi insiyatifinizde oynabileceğiniz farklı ayarlarla, pozlama aynıdır ancak alacağınız etki farklıdır. Bu yönüyle de, aslında tembellik yapıp kullanmayı tercih etmeyin ama (yaratılığınızı öldürmeyin diye), standart çekimlerinizde, kendileri aslında kullanışlı ve gözardı edilmeyecek bir moddur.
TV (Enstantane Öncelikli) Modu; Bu modda siz perde hızını seçersiniz, diyaframı (ve isterseniz ISO değerini) makineniz otomatik olarak ayarlar. Çekeceğinizi ışık ve konuya göre, ISO değerini değiştirerek dolaylı yoldan diyaframa müdahale de edebilirsiniz.
Kemeranızı elinizde taşıyorsanız esntantane mesela fotoğrafta titreme olmaması için enstantane öncelikli modu daha sık kullanabilirsiniz.
Amacınıza göre yüksek perde hızı seçmek isteyebileceğiniz gibi, eğer daha fazla alan derinliği gerekiyorsa, ISO’yu yükseltebilir veya tersi bir durumda ISO’yu düşürebilirsiniz.
Enstantane öncelikli mod, fotoğraflarda bulanıklık istediğinde de (kısmen uzun pozlama efekti benzeri efektler dersek bence daha estetik olur) işe yarayabilir. Yine, mesela kamerayı bir tripoda yerleştirip, enstantaneyi 1/30’un altına düşürerek fotoğraflara hareket efekti katılabilir… gibi gibi.
AV (Diyafram öncelikli) Modu; Bu modda ise, siz diyaframı seçersiniz ve kamera gerekli olan ISO ve perde hızını belirler. ISO’yu otomatik modda kullanabileceğiniz gibi, bence uygunu iso’yu manuel ayarlamaktır; ve yine yapacağınız iso değişiklikleri ile, dolaylı yoldan enstantaneye müdahale etmeniz de mümkün olacaktır.
Devam edersek;
Aslında bana öyle geliyor k, aslında tamam tamam anladık deyip yazının devamını bence siz de getirebilirsiniz gibi geliyor…
M (Manual) Mod; Bu modda makina tüm ayarları size bırakır… Yani biraz şöyle gibi; Bindiğiniz arabanın şöförü de, yolcusu da, trafik polisi de, ışığı da siz olursunuz…
İster kırmızıda basın gaza… İster ters yola girin… Sorumluluk size aittir. İyi şoförseniz, alkış alırsınız, kötü şoförseniz kaza yapma ishtimaliniz fazla olabilir. Kimse birşey demez, olumlu olumsuz sonuçları her ne ise, onu kabullenirsiniz.
Yani bu modda, çekeceğiniz fotoğrafın amacına uygun olrak diyaframı da, enstantaneyi de, iso’yu da siz belirlersiniz… Farklı seçeneklerle, farklı da şeyler yaratabilirsiniz… Ancak bence, bir takılacağınız nokta var; özellikle dışarda çekim yapıyorsanız, ayarınızı yaptını çektiniz; dalıp farklı bir kareyi de aynı ayarla çaketiğinizde bakarsınız ki olmamış… Zira her durumda, benzer birşeyi çekmiyorsanız, ışık vs. ayarları değişmiş olacağı için, yeni kare, aslında arzulamadığınız bir pozlama ayarıyla (Az veya çok pozlanmış vb.) çekilmiş olacaktır. Geri dönüp aynı kareyi çekme ihtimaliniz de yoksa, birşeyler kaçtı demektir gibi bir olumsuzluk yaşamanız pek muhtemeldir.
Ve, Gelelim Bulb’a…
B (Bulb) Modu; Diğer modlarda, kameranın aynası veya perdesi, belli bir süre açık kalabilir, daha fazla ışık (pozlama istediğinizde) eğer (ISO’yu yükseltemek işinize gelmiyorsa) yapacağınız birşey yoktur.
Yani, bahsettiğimiz şey aslında, sizi biraz daha ilerilere sıçratabilecek, “uzun pozlama” denilen şey…
Yukarıda belli bir süre dediğimiz süre, profesonel makinalar için bahsedersek default olarak 30 sn. dir.
Gün ışığında, 30 sn.yi aşan pozlama prensipte zaten olamaz (istisnası aşağıda), ancak, geldik akşam saatlerine ve geceye…
Otomatik ayarlarda, çat çat basıp çekersiniz, kamerayı titretmezseniz, belki tatmin edici kareler de alabilirsiniz. Ancak muhtemeln iso çok yüksek olacak, fotoğraflarınız fazlaca gren’li çıkacaktır.
Temiz, grensiz bir fotoğraf diyorsanız, iso’yu diyelim 100’e indirmelisiniz, ama iso 100’e indiğinde de, makinanız size diyecektir ki, yeterli ışık için diyaframın (diyelim) 2 dk. açık kalması lazım…
İşte “bulb” nodu, burda devreye girer…
Bu modda, iso’yu ve diyafram açıklığını siz ayarlarsınız, basarsınız (reflex makinalarda) ayna kalkar ve siz tekrar elinizdeki butona basana kadar, diyafram (ayna) açık kalır, basarsınız, iner.
Elinizdeki buton (düğme) deyince? Daha önce bir vesile ile yazmıştım. Bu modda çekim yapabilmek için ya uzaktan kumandaya veya kablolu bir timer’a ihtiyacınız var… Yani diğer modlar gibi, bastım çekecek, bastım duracak yok. / Bir de tabi, yazmaya gerek var m bilmiyoruma ama, bu modu, tabi ki uygun bir tripod’la kullanabilirsiniz.
Bir de, iso tamam, diyafram açıklığı tamam, peki kaç sn. veya dk. pozlama yapılacak? İşte bunu da, biraz deneme yanlmadan sonra, mevcut ışık durumuna göre, biraz el yordamı ile kendiniz öğrenecek ve uygulayacaksınız…
Unutmadan…
Demiştim ki, gündüz 30 saniye ve üzerinde pozlama? Farklı birşeyler yaratmak istiyorsanız ve mesela özellikle de bir su kenarında iseniz, bu kısım da fotoğrafçılıkda farklı bir dünya…
Ama iş biraz karışıyor. Gündüz uzun pozlama yapabilmek için işin içine kısaca ND denen (Natural Density) Filtreler giriyor… Basitleştirirsek, kaynak camı benzeri kara kara şeyler…
Bu filtreler, teoride görünen neselerin renklerini değiştirmeden, sadece makinanın aldığı ışığı (büyük oranda) azaltıyorlar… ve siz, sanki gece fotoğrafı gibi ama uzun pozlayarak güzndüz çekilmiş hoş bir kare elde ediyorsunuz… (Hani görüyoruznuz bazı arkadaşlar, yukarıdan ipek gibi akan sular ve/veya bulutlar, haereketli görüntüler verirken, ipek gibi bir deniz ve göl manzarası koyuyorlar ya…
İşte bunlar da, bulb modunda ve nd filtreler yardımı ile çekilebiliyor…
Bu konulara, ilgi göstereniniz olursa bir başka zaman gireriz…
Başka Mod?
DSLR makinaların bir kısmında, bir de sizin ayarlarınızı kendinizin yapıp saklayacağı size tahsis edilmiş (C1-C2-C3) (Creative-Yaratıcı) modlar var… Arzu ederseniz, o modlarda özel ayarlarınızı saklıyorsunuz, buraya sakladığınız ayarlar, tekrar o seçime döndüğünüzde size o ayarları kullanarak çekim yapma imkanı veriyor…
Buraya kadar Canon’un modlarını baz alarak geldik. Bu Yarların isim veya kod adları farklı markalarda küçük farklılıklar arzedebilir. Ancak bunlar her kameranın el kitapçığında doğaldır ki, açıp öğrenilebilecek şeyler… Bir de yukarıda değindiğim gibi, özellikle kompackt modellerde, bazı farklı modlar da yer alır ki, “Macro” “Manzara” “Spor” “Portre” gibi (fotoğrafta sağdaki ayarlar), bunlar da, o kameranın kapasite ve amacı çerçevesinde, kullanıcılara kolaylık olması yönünden, ön ayarları programlanmış, hazır, yardımcı modlardır.
***
Makinada çekim modları… diye başlayıp buraya kadar geldim, lakin ben hala Özcan Ahmet Aydın Kardeşimizin sorusunu yanıtlamadım.
Onun için de şöyle diyebiliriz:
Şimdiki kameralar, çok daha eski (özelikle filmli) kameralara nazaran artık, birçok ölüçümü, ayarı kendisi yapıyor olmasına rağmen, diyelim 1960’lı, 70’li yıllarda, her profesyonel fotoğrafçının bir de, “Pozometre”si (Işık Ölçer) olurdu (Aslında / özellikle video çekimlerinde halen de kullanan var…)
Pozometre kullanmayan insanlar ise, doğru veya doğruya yakın bilgileri, belli tablo ve parametreler yardımı ile uygularlardı.
İşte; “F16 KURALI” da biraz bu dönemlerden gelir.
Peki, Nedir F16 Kuralı?
Güneşli bir günde, açık havada fotograf çekiyorsanız diyaframınızı F16 ya ayarlayıp, Enstantaneyi ise kameranızda kullandığınız ISO değerine ayarladığınızda (Örneğin ISO değeriniz 100 ise, pozlama değerleriniz f 16 1/100 veya en yakını 1/125 olacaktır), mevcut ışık durumuna göre, kural olarak en uygun pozlamayı yapmış olursunuz.
Ancak, bu pozlama değerleri önden aydınlanan konular için geçerli olup Eğer konunuz yandan aydınlanıyorsa bir stop, arkadan aydınlanıyorsa 2 stop telafi etmek gerekir. (Yani örnek olarak, arkadan aydınlanmış bir konu için pozlama değeri F16 1/30)
Benzer şekilde, diyaframınıza başka bir f değeri vermek istiyorsanız perde hızınızı da ona göre ayarlamanız gerekir. (Mesela F11 diyafram için 1/250, F4 için 1/2000 gibi)
Haaa… Gelelim F 16 kuralı ile ilgili olumlu olumsuz, her kafadan ayrı çıkabilen ses’e… (Bizde ağzı olan konuşur ya…);
“F:16 / ISO 100 / 1/125” güneş altinda doğru pozlamadir, ancak bu illa böyle olmalidir denmez. F16 Kuralı, uluslararası kabul edilmiş bir “referans” değerdir. Hatta SLR kameraların bir çogunda “sari” renk ile gösterilegeldiği gibi, aranızda filmli makina kullanan varsa, alınan filmlerin kutu veya prospektüslerin de, bu referans değere göre çekim değerleri önerildiği anımsanabilir.
Yine, bugün DSLR kameralarda bile otomatik A – P gibi modlar da, bu değerler uzerinden pozlamayı ayarlarlar. Ve yine, pozlama tabloları da bu değer üzerinden yazilir.
“F:16 Kuralı” ile ilgili, benim yönümden denilebilecek şeyler de bunlar.
***
Aslında Yoruldum da. Burada mola diyelim….
***
Dilerim bazı ilgili ve meraklı arkadaşlarımıza bir faydası olur.
Hepinize,
Sevgiyle, Saygıyla,
Fotohanem adına;
Yusuf ÇETİN

https://www.facebook.com/groups/mc.fotohane/permalink/698575193541198/
PS.
Kaleme alınan hususlar, daha çok konuyla ilgili bilgileri az ve/veya ham olan dostlara yönelik olup; ayırca bir bilen eda ve yaklaşımı ile değil, daha çok takip etmeye/yeni birşeyler öğenmeye istekli arkadaşlar için bu konularda bir sohbet duygusu ile dillendirilmiştir. Yine bu çerçevede, bilimsel bir iddia taşımayan bu paylaşımlarımız, katkıda bulunmak isteyen tüm üstad ve dostların başta ola ki düzeltmeler olmak üzere, sair her türlü katkı vb paylaşımlarına da açıktır ve açık olacaktır.

 

Benzer Konular :

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir